Son Yorumlar

    MEDYADAN

    Oylum Yılmaz: “[İtlaf] Türk edebiyatında keşif yapmak, geleceğe kalacak yazarlardan fal tutmak isteyenlere duyurulur.”

      Delikleri tıkamak için yalanları kullanınız “Gecenin karanlığında yanarak koşan bir köpek görseniz ne yapardınız? Ben iPhone’umla fotoğrafını çekerdim.” demiş, yalan söylemiş. Yoksa İtlaf’ı niye yazsın? Yanan bir köpeğin kendisine niye dönüşsün durduk yere? Yanan köpek ne demek, bir fotoğraf belki şimdi gözünüzün önünde kanlı canlı acıyla ve merhametle çakıp duran. Ya da edebiyatın içine yanmadan...

    Oylum Yılmaz: “Dili, yazıyı seyrelten bu hikayeye, az pilav gibi azaldıkça yoğunlaşıp bereketlenen az romana vuruldum.”

    Bastonunu kafama indirdi, evet resmen indirdi, ama allahtan başım yok, yani var da zahiri alandan sızan bir görüntü olsa olsa. Evet, bir hayaletim ben, Orhan Duru’nun kıyak otelinde yaşayıp ona musallat olanlardan hani. Elinde bastonu, geceleri sık sık çişe kalkan, yaşlı, zayıf bir adama niye mi musallat oldum? Bir kere otelin adı kıyak kendi kıyak, romanının adı...

    Burak Fidan: “Bu çağın hızını tek başına yakalayabilmenin imkânsızlığına inandım Orhan Duru’yla birlikte.”

    Söyleşi: Burak Fidan – Ozan Can Özübal   “Az Roman derin bir kuyudur, suyu çok soğuk olan bir kuyu. Kendimi konumlandıramıyorum. Az Roman’ın ekseninde neyim ben? Romanın yazılışına yakın bir tanık mı, Orhan Duru’nun dostu mu, romanın ortak yazarı mı, yoksa romanın içinde bir roman kahramanı mı? Hepsi ve hiçbiri.” Kitabın henüz başında “hazırlayanın notu”...

    Mesut Varlık: “Az Roman, 50 Kuşağı’nın verimleri içerisinde zirve noktasını işaret etmektedir.”

      Çok roman hiç romandır!   Orhan Duru’nun yıllardır beklediğim Az Roman’ı nihayet yayımlandı! Orhan Duru’nun dostu, yoldaşı, asistanı Burak Fidan ile yıllar öncesinden, Az Roman’dan tadımlık birkaç parça kitap-lık dergisinde yayımlandıktan sonra tanışmıştım. (Bilenler bilir; Burak Fidan, edebiyatımızın gizli karakterlerinden ve emekçilerinden biridir. Orhan Duru’nun arşivinden seçme yazıları da Roman Medyadan Önce Gelir başlığıyla...

    Yekta Kopan: “Elinde Raskol’un Baltası ile zamanın ötesine yürüyen Orhan Duru’ya selam olsun.”

    Orhan Duru’nun ölmeden önce yazdığı ilk romanda hayaletlerin ortalıkta cirit attığı Kıyak Otel’de yaşananlar yer alıyor. Sözü önce Jose Ortega Y Gasset alsın. “Roman Üstüne Düşünceler” isimli denemesinin ilk satırlarında şöyle diyor üstat: “Yayıncılar, roman piyasasının daraldığından yakınmaktalar. Gerçekten de eğilim, aslında eskiden olduğundan daha az sayıda roman satılıyorken, ideolojik içerikli yapıtlara olan talebin artması...

    Burak Fidan: “Sabah saat beşte Orhan Duru beni bastonuyla dürterek uyandırdı: Azizim, kalk, bizi çok kıyak bir otele kaçırmışlar!”

    18 Aralık 2012, Matbuat Dünyası programı, Açık Radyo. Konu: Orhan Duru’nun 80. Yaşına Doğru Özel Programı. Hazırlayan ve sunan: Mesut Varlık. Konuk: Burak Fidan.

    Raskol’un Baltası: “Güncelle cedelleşen ama çoksatarların değil edebiyatçıların yazma tavrını içselleştirmiş herkesi bekliyoruz.”

    Söyleşi: Raskol’un Baltası – Sibel Oral   Kimsiniz siz? Vladimir, Estragon, Pozzo ve Lucky. Godot’yu bekleyenleriz.   “Yüksek edebiyat bize alçak geliyor…”  Size alçak gelen bu “yüksek edebiyatı” biraz anlatır mısınız? Kural koyucu edebiyat. “Şu şu şu kurallara uy. Fazla heyecanlanma. Edebinle davran, düzgün otur, düzgün konuş. Yüksek sesle gülme, öksürme. Sorulan “kimsiniz siz” sorularına edepli...

    Burak Fidan: “Aslında bizim savunduğumuz edebiyatın temel ve ezeli hikâyesi.”

    Söyleşi: Burak Fidan – Gülenay Börekçi   Romanın, hikâyenin nasıl yazılacağını öğrenmek için yaratıcı yazarlık kurslarına giden yazarları değil, içindeki kimyaya teslim olan cesareti aradığınızı yazmışsınız. Cesaret edebiyatta az rastlanır bir şey mi haline geldi? Sebepleri nedir? Cesaret sadece edebiyatta değil her alanda önemini yitirdi, az rastlanır bir tavır oldu. Neden? Çünkü cesaretin yerine daha kullanılabilir,...

    Sennur Sezer: “[Orhan Duru’nun] Şimdi o uykuya vardıktan üç yıl sekiz ay sonra bir romanı var: Az Roman.”

    Orhan Duru “Niye az roman?” diye sorup, yanıtlıyor “Hiiiç. Belki de güncel yaşamımızda içine düştüğümüz saçmalıkları yazıda da yürütmek istiyoruz. Ve bu yaptığımızın klasik romanla bir bağlantısı olduğunu düşünüyoruz.”  “Az” tanımının lokantalardaki anlamını da açıklıyor: “…çoğunlukla ucuz olsun diye az pilav ve az kuru yerdik. Böylece yarı fiyatına bir öğün yemeği çıkarırdık.” Orhan Duru’nun yazdıklarını...